Hamileliğimi nasıl geçirdim?

Almanya’da hamileliğimi nasıl geçirdim?

Almanya’da doğumdan bir gün önce hala bisiklete binen ya da hamileliğinde kamp yapan anneler bana öyle ilham verdi ki… Bu nedenle epey okuyup, araştırdıktan sonra bana uygun olanları uyguladığım bir hamilelik programı oluşturdum. Ben hamile olmaktan ve kocaman göbeğime rağmen bir şeyleri başarmaktan çok keyif aldım. Bu süreci nasıl geçirdiğim ile ilgili fikir vermek için de sizlerle paylaşmak istiyorum.

Her hamileliğin farklı olduğunu ve her uygulamanın herkeste aynı etkiyi göstermeyeceğini ayrıca belirtmek istiyorum.

Almanya’da hamileliğin bir hastalık olmadığını bu nedenle doktorlar ve ebeler tarafından anne adayının günlük hayatına, sporuna, seyahatine devam etmesi gerektiği tavsiye ediliyor. Hamileliğimde hayatımda ufak tefek değişiklikler yapmam gerekti fakat hamile kaldığım ilk günden itibaren seyahat edebilirim, uzun yürüyüşler yapabilirim ya da iş yerimde yorulmadan çalışabilirim gibi beynimden hep olumlu düşünceler geçirdim. En önemlisi 9 ay boyunca hiç hayıflanmadım. Hamileliğim tahmin etmediğim kadar rahat geçti. Pozitif duyguların sürece ne kadar etkisi olduğunu kendimce kanıtlamış oldum.

Karnım belli olana kadar kendimi hamile gibi hissetmedim. 🙂 Karnım belli olduktan sonra ise bazı hallerime (uykudan uyandıktan sonra göbeğimden dolayı yataktan hemen kalkamadığım zaman, dişlerimi fırçalarken göbeğimi unutup eğilirken lavaboya çarptığımda ya da ayakta dikilirken ayaklarımı göremeyince) eşimle bol bol kahkaha attım.

Hamileliğim boyunca severek yaptığım ve beni çok rahatlattığına inandığım bir şey de klasik müzik dinlemekti. Klasik müzik, bebeğin anne rahmindeyken gelişimi için olumlu olduğunu okumuştum. Güne başladığım ilk saatlerde evde yalnız kahvaltımı yaparken bol bol klasik müzik dinledim.

Hamileliğim boyunca her gün badem ya da argan yağını (hindistan cevizi yağı, kakao yağı, doğal zeytinyağı da tercih edilebilir) göbeğime, basen ve göğüs bölgeme sürdüm. Onun dışında vücuduma herhangi bir krem kullanmadım. Hem vücudu nemlendirirken hem de çatlakların oluşmasını tamamen engelledi. Ayrıca çatlakların oluşmaması için hızlı kilo almamak ve bol sıvı tüketmek de çok önemli.

Hamilelik lekelerini önlemek için yazın güneşin çok yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmayı tercih etmedim. Halledilmesi gereken bir iş nedeniyle evden çıkmam gerektiğinde de özellikle yüzüme güneş koruyucu krem sürdüm. (Bebekler için olan yüksek faktörlü güneş kremlerini tercih ettim.)

Hamileyken aklımın çok karışmaması ve mutsuz olmamak için sosyal medyadaki reklam içeren tavsiyelerden uzak durdum. İnanın o tavsiye edilen ürünler olmadan hamileliğinizi çok keyifli geçirebilirsiniz. Hamileyken tavsiye edilen uyku yastığı, doğum sonrasında korse, emzirme yastığı,daha bir çok ürün… Bunların hiç birini kullanmadım. Unutulmamalı ki herkes aynı maddi imkanlara sahip değil, özenip alamayan anne adaylarında psikolojik baskı, mutsuzluk ve kendini yetersiz hissetme gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Bir çocuk dünyaya getirmek yeterince masraflı. Bu nedenle önceliklerimizi iyi belirlemeliyiz, neye gerçekten ihtiyacımız olduğuna da bence sadece kendimiz karar vermeliyiz, gözümüze sokulmaya çalışan ürünün güzelliğiyle başımız dönmeden önce…

1. Sabah bulantıları:

Sabah bulantılarım 9. hafta civarı başladı ve 14. haftaya kadar devam etti. Vücudumda artan hormonlar nedeniyle migrenim daha sık tutmaya başladı. O dönem iş stresimin de yoğun olduğunu varsayarak stres ve değişen hormonlar migrenimi tetikledi diyebilirim. Hormonların stabilize olduğu 16. haftadan sonra bu ağrılar birden kesildi. Kadın doğum doktorum bazı migren hastalarının doğumdan sonra migren ağrılarının tamamen geçtiğini söyledi. Bu konuda şanslı kesime girmeyi dört gözle bekliyorum.

Sabah bulantılarımı azaltmak için kesinlikle aç yatmıyordum. Akşamları süt içerek kan şekerimin gece boyunca dengede kalmasına dikkat ediyordum. Sabaha karşı başucumda leblebi /  kayısı / ceviz gibi atıştırmalıklar bulunduruyordum.

Migren ağrım nedeniyle migren hapı kullanmam yasaktı. Sadece doktor tavsiyesiyle basit parasetemol içeren ağrı kesiciler tercih edilebilirdim. Ben ağrı kesiciler konusunda da tedirgin olduğum için hiç ilaç içmeden bu dönemi atlattım.

Sabah bulantıları dışında güne normal devam ediyordum. Bazı kokulardan tiksindiğim için (somon kokusu, eşimin sıktığı parfüm kokusu) ilk üç ay yemek yerken keskin kokular olmamasına özen gösterdim. Koku hassasiyeti yine 16. haftada sona erdi.

Sabah bulantıları nedeniyle diş sağlığına da çok önem vermek gerekiyor. Mideden gelen asidin dişlere teması çok zararlı. Bu nedenle diş fırçalamanın yanında diş hekimleri ağız çalkalama suyunu da günde bir kere kullanılması gerektiğini söylüyor. Hamilelikte hormonlar nedeniyle diş etleri hassaslaşıyor. Diş etlerinde kanamalar meydana geliyor. Kanayan bölgede bakterilerin birikmesi sonucu diş etinin iltihaplanmasını önlemek için bu dönemde en az bir kere diş hekimini ziyaret etmek Almanya’da hamilelik rutin kontrolleri arasında.

2. Vitamin desteği:

İlk üç ay folik asit desteği (Folik asit ile birlikte iyot, B1, B2, B6, B12, biotin, niasin, C, D ve E vitamini de içeren) aldım. Doktorum yönlendirmediği için kendi araştırmalarıma göre folik asit hapı tercih ettim. Doğum ve emzirme döneminde ise daha düşük folik asit seviyesiyle devam ettim. (Aynı markanın devam ürünü) İlgim nedeniyle ilaçlar konusunda bilimsel araştırmaları da takip ediyorum. Folik asitin uzun süreli kullanımıyla ilgili sakıncaların olduğu makaleler de var. Kendi araştırmalarınız ve doktorunuzun yönlendirmesi ile 3. aydan itibaren folik asit desteğinin gerekli olup olmadığına karar verebilirsiniz.

Hamilelik ve emzirme döneminde annenin artan kalsiyum miktarı da göz önünde bulundurulmalı ve mutlaka kontrol ettirilmeli. Plasenta ve emzirme yoluyla bebeğe geçen yüksek kalsiyum miktarı annenin kemik ve dişlerdeki kalsiyum depolarını boşaltıyor. Diş kayıpları ve kemik erimesi riskini arttırıyor.

Düzenli kontrollerde kanımdaki demir miktarına da bakıldı. Demir eksikliğim olmadığı halde Almanya’da genellikle 1 yaş üzeri çocuklara verilen demir destekli 100% meyve suyu (Rotbäckchen) içerek demir rezervimi doğum öncesi yüksek tutabileceğim önerildi. Bu nedenle beslenmemde içeriğindeki yüksek demir nedeniyle yulaf, darı unu, kuru üzüm, bakliyat ve yağsız kırmızı eti tercih ettim. (İçeriğindeki yüksek şeker miktarı nedeniyle beslenmemde pekmezi tercih etmedim.)

Demir haplarının en büyük dezavantajı kabızlığı tetiklemesi. Hamilelikte kabızlık ve ıkınmanın hemoroidi tetiklemesi nedeniyle hamileyken lifli beslenmeye çok dikkat edilmeli. Demir hapı alındığında lifli gıdalar ve meyve tüketimiyle kabızlığın önüne geçilebilir. (Ebe Marianne keten tohumunun da kabızlığa iyi geldiğini söyledi. Kabızlığı arttırdığı için muz, kahve ve çikolata tüketimine dikkat edilmeli.)

3. Kimyasallar:

İlk üç ay bebeğin iç organları geliştiği en önemli dönem olduğu için plasenta yoluyla geçebilecek kimyasal maddeler de okuyup araştırdığım konulardan biri oldu. Bu nedenle vücudumuza temas edecek kimyasalları en aza indirmek ve mümkünse parabensiz ürünler kullanmak gerekiyor. Makyaj malzemeleri, saç boyaları, oje, kırışık önleyici kremler, duş jelleri, temizlik ürünleri, yumuşatıcılar… Saçlarımda boya kullanmadığım için hamilelik boyunca böyle bir gereksinim olmadı. Duş jeli gibi kokulu ve katkı maddeleri içeren ürünleri kullanmayarak 100% doğal sabuna geçtim. Temizlik ürünleri kullanmam gerektiğinde ise mutlaka eldiven kullandım.

4. Hamilelikte uyku düzeni:

Hamileliğimin ilk haftasından itibaren akşamları daha erken uyumaya başladım. Hamileliğim ve emzirme dönemi boyunca çay, kahve gibi kafein içerikli içecekleri içmeyi bıraktığım için son iki aya kadar uykusuzluk problemi yaşamadım. Fakat değişen hormon seviyeleri nedeniyle son iki ayda geceleri çok sık uyandım. Gece uyanmalarının nedenini bilimsel olarak öğrendikten sonra (hormonlar anneyi emzirme döneminde gece uyanmalarına hazırlıyormuş) çok da kafama takmadım. Yine de bu durumu kendime göre fırsata çevirerek geceleri çok verimli kitap okudum. 🙂 Son aylarda zorlandığım diğer bir konu ise geceleri uyurken bir taraftan diğerine dönmekti. Özellikle sol tarafa yatmak vücuttaki kan akışına faydalı olduğu söylendiği için sol tarafıma yatmaya çalıştım. Fakat uyku sırasında çok da kontrol edebildiğim söylenemez.

5. Hamilelikte beslenme / kilo alımı

Hamilelikte kilo alımı konusunu karşılaştırma yapılması açısından çok yanlış bulsam da bana yöneltilen ilk sorulardan biri olması nedeniyle paylaşmak istedim. Toplam 12 kilo alarak hamileliğimi bitirdim. Ne deli gibi spor yaparak ne de yatıp yuvarlanarak geçirdiğimi söyleyebilirim.

Normalde yediklerim dışında çok farklı bir beslenme programı uygulamadım. Sabahları iş yerinde meyveli, kuru yemişli, sütlü yulaf; evdeysem tam buğday ekmeği, peynir ve yumurta beyazı (yumurta sarısı benim kolesterol seviyemi arttırdığı için bırakmak zorunda kaldım) yiyerek gün içerisinde de yeterli protein almaya çalıştım. Hamileler için alınması gereken protein miktarı bir çok internet sitesinde mevcut. Bu rakamlara bakarak bebeğin gelişimi için çok önemli besin olan proteini günlük beslenmenize yeteri kadar dahil edebilirsiniz.

Rafine şekeri çok sınırlı tüketmeye dikkat ettim. Hem bebek üzerindeki olumsuz etkisi hem de fazladan kilo almamak için kaçınmaya çalıştım. Ayrıca ani kan şekeri düşüşünü engelleyip, şekerli gıdalara saldırmamak için ara öğünlerimi artırdım. Böylece gün içerisinde birden açlık hissetmedim.

“Ye ekşiyi doğur Ayşe’yi” teorisinin doğruluğuna gönülden inandım. 🙂 Hamileliğim boyunca çikolata,tatlı krizlerim tutmadı. En çok tercih ettiğim yiyecekler turşular, bol limonlu salatalar, greyfurt suyu ve ev yapımı limonatalar oldu. Hamilelikte annenin beslenmesi doğacak bebeğin damak tadını oluşturuyor diye bir yazı okumuştum. Kızımın 1 yaşında limonlu havuç salatasına, ekşi portakal suyuna bayılmasına sanırım çok da şaşırmamam gerekiyor. 🙂 Hatta bebeğimizin sağlıklı beslenme temelleri anne karnında atılıyorsa bence hamilelikte ne yediğimize ve içtiğimize daha da dikkat etmemiz gerekiyor.

Hiç aşermedim. Belki de her türlü meyve ve sebzeyi mevsimi dışında da tüketebiliyor oluşumuz buna bir etkendir.

Demir emilimini azaltıp, uyku düzenimi bozduğu için çay ve kahve içmeyi bıraktım. (Ekleme 2018: Starbucks kahvesinde bulunan kanser yapıcı akrilamid maddesi son aylarda medyada epey gündemde. Bu maddenin plasenta ve emzirme yoluyla bebeğe geçtiğini okudum. Kahve tercihi yaparken bu konuda aklınızda bulunsun.)

Ebe Marianne 36. haftadan itibaren ahududu yaprağı çayı önerdi. Doktorumun onayıyla eczaneden alarak son haftalarda (tadını harika bulmasam da) günde iki kere içtim. Almanya’da hemen hemen her ebenin önerdiği bu çay rahim kasları üzerinde olumlu etkisiyle normal doğuma yardımcı olduğu biliniyor. (Hamilelikte yan etkileri sebebiyle herhangi bitki çayı tüketmeden önce mutlaka doktora danışmak gerekiyor.)

Çiğ ürünler (et,yumurta,balık), pastörize olmayan süt, salam,sosis ve sucuk gibi işlenmiş ürünleri tüketmedim.

Asitli içecekler ve hazır meyve suları içindeki şeker nedeniyle hiç tercih etmedim. Onun yerine meyvenin kendisini yiyerek bol bol liften yararlanmaya çalıştım.

Tam tahıllı ürünler yemeyi tercih ettim. Tam tahıllı ürünler uzun süre tokluk hissi veren, kan şekerinin ani düşmesini engelleyen, içindeki yüksek lif miktarı nedeniyle de kabızlığı engelleyen mucizevi besinler kesinlikle. Tam tahıllı ürünler ile ilgili bilgi sahibi olmak için tam tahıllar adlı yazıyı okuyabilirsiniz.

Son iki ay annemle babamın Almanya’ya gelmesinin ardından menüdeki artan hamur işleriyle zaman zaman kendimi şımarttım. Bir Eskişehir klasiği çiğbörek, yine Eskişehir’e özgü yeşil mercimekli mantı, cevizli lokum, kıymalı cantık /pide gibi anne emeği hamur işlerine hayır diyemediğim için -bu kısım tavsiyelerim dışındadır, mümkünse yemeyin :)- memleketimin lezzetlerini yiyerek hasret giderdim. Bu duruma iyi tarafından bakacak olursak bu tadımlar sayesinde kızım katı gıdaya geçtikten sonra hiç zorlanmadan kıymalı cantığı mideye indirdi :))

6. Hamilelikte spor:

Romanya’da yaşadığım dönemde hafta sonlarını uzun yürüyüşler yaparak geçirdim. Almanya’ya taşındığım 20. haftadan itibaren doğuma hazırlık kapsamında bazı hareketleri öğrenerek evde onları uyguladım. (Youtube’tan biraz araştırma yapılarak bu hareketler evde çok rahat uygulanabilir)

Almanya’daki doğuma hazırlık kursumun ardından hamilelik yogası adı verilen kursa devam ettim. Bu kurslar Almanya’da yaygın olup her ilçe kasaba ve köyde verilmektedir çünkü Türkiye’dekinin aksine (Nişantaşı, Bebek civarı) burada sportif faaliyetler her kesime eder. Kursa doğumdan iki gün öncesine kadar devam ettim. Ayrıca son üç ayım yaza denk geldiği için temiz havada bol bol yürüyüş yaptım.

Yüzmek beni sakinleştirdiği için çok sık olmasa da son haftalara kadar havuza gittim. (Havuzda hijyen en önemli konu olduğu için, temizliğinden emin olmadığınız havuza hamileyken kesinlikle girmeyin. Deniz suyu yüzmek için ilk tercihiniz olmalıdır.) Suyu çok sevdiğim için hamileyken evde de kendimi bol bol şımarttım. Buddha bar CD’lerinden birini açıp, mum ve tütsüler eşliğinde küvet keyfi yapıp rahatladım.

Hamilelikte saç kesitirilmez batıl inancı yüzünden tam 1 sene saçımı kestiremedim.  🙂 İnanıyor muyum inanmıyor muyum bilmiyorum ama saçımı kestirmeye de cesaret edemedim. Saçlarımın son halini aşagıdaki fotoda bulabilirsiniz. (Seneler sonra kızım kızdırdığında duygusala bağlarsam saçımı senin için süpürge ettim hala yaranamıyorum cümlesinin artık haklılık payı var! 🙂

Son olarak doğumdan önce bol bol kendinizle zaman geçirin! (Çünkü doğumdan sonraki bir sene boyunca kendimle baş başa kaldığım zaman neredeyse hiç olmadı 🙂 )

Umarım çok keyifli bir hamilelik süreci geçirirsiniz! (Unuttuğum bir konu varsa yorumlara ilave edebilirsiniz.) Sevgiler!

 Hamilelikte seyahat  yazımı okumak için linke tıklayabilirsiniz. 

*Yeni yazılarımı takip etmek için facebook ya da instagram sayfamı takip edebilirsiniz, sayfalara linkten ulaşabilirsiniz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s