Almanya’da yenidoğan bakımı kursu

Almanya’da yenidoğan bakımı eğitimi

Önümüzde oyuncak bebeklerimiz, yanımızda eşlerimiz 2 bölümden oluşan bebek bakımı kursunu anlatacağım bu sefer. Kursta bizimle birlikte 5 çift daha vardı. Kursu veren ebe inanılmaz matraktı. Bu yüzden uygulama bölümü hep bol kahkahalarla geçti. Anne adayları da göbeklerini hoplata hoplata gülmek durumunda kaldı 🙂 Almanya’da ebeler bir araya gelerek açtıkları kliniklerde çalışıyor ve burada doğuma hazırlık kapsamında çeşitli kurslar veriyorlar. Benim katıldığım kursun 2. bölümünde 39. haftamın içindeydim ve kurs bittikten 4-5 saat sonra suyum geldi ve hastaneye gittik. Kısacası eğitimde öğrendiğim bilgileri sıcağı sıcağına uygulama şansım oldu. 🙂

Kursta duyduklarım bu zamana kadar internette okuduklarımdan ve Türkiye’de yeni doğum yapmış bazı annelerde gözlemlediklerimden çok farklıydı. Bir çok kişi için bebek geliyor demek 9 ay boyunca durmadan alışveriş yaparak kendine sürekli yeni bir ihtiyaç listesi hazırlamak, hatta doğacak çocuğun 18 yaşına kadar kullanacağı kremleri, losyonları ve belki de doğumdan sonra hiç kullanmayacağı bir sürü eşyayı almak demekti. Bu yüzden bu kurs bende bir aydınlanma yarattı ve kursun sayesinde “less is more”, yani daha az daha iyidir diyerek kafamı bu konularla pek meşgul etmedim. Bu kursta neleri konuştuk sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Bizim ebe orta yaşlarda fakat sosyal medyadaki markalarla çalışan ve ürün reklamı yapan instagram annelerinden bihaber! 🙂 Taş devri dönemi tavsiyeleriyle benim gönlümde taht kurdu. Kurs boyunca her şeyin en doğalından yana olmamızı ve kimyasalları hayatımızdan mümkün olduğunca çıkarmamızı tavsiye etti. Bu konu ile ilgili verdiği örnek beni çok şaşırttı: Bebek içme suyu, bebek deterjanı, bebek yumuşatıcısı vs. gibi ürünlerin birer pazarlama ürünü olduğunu ve isminin önüne “bebek” eklenen bir ürünü firmalar 3 katı fiyatına satarak iyi kar elde ettiklerini söyledi. Annelerimizin, anneannelerimizin uyguladığı yöntemleri çok daha doğru buluyor.

Öncelikle bebeği giydirip soymayı ve altını değiştirmeyi öğrendik 🙂 Ebe, bebeği önce yan çevirip sonra kaldırmamız ve yatırırken aynısını uygulamamız gerektiği söyledi. Gaz çıkarma tutuşunu ve sırta hafif vuruşları da öğrendikten sonra sırada bebek banyosu var. Bu işin de epey kuralı varmış.

Bebeğin doğum sonrası ilk saatler veya tüm gün boyunca yıkanmadan kalmasının faydası olduğunu söyledi.  Anne karnındaki koruyucu madde verniks bebek doğduktan sonra dünyaya adapte olmaya çalışırken de cildini korur. Bebeğin ilk banyosu göbek bağı düşmeden önce silinerek yapılabilir.

Banyo suyu sıcaklığı 37 derece olmalı, hatta bunun için bir banyo termometresi bile satın alınabilir. Banyo sıklığına aile karar verebilir. Bebek suda mutluysa ve uykudan önce böyle bir ritüel oluşturmak isteniyorsa her akşam banyo yaptırılabilir. Her seferinde şampuan, sabun gibi kimyasallara gerek olmadığını, bebeği sadece suyla temizlemenin de mümkün. Boğum yerlerinin temizliğine dikkat edip, oradaki deri kalıntılarının suyla iyice temizlenmesi gerektiğini söyledi.

Banyodan sonra badem yağı ile vücuduna masaj yapmak bebeği çok mutlu eder. Ebenin söylediği cümleyi aynen yazıyorum: “Babaların elleri bebek masajlarına daha uygun”. 🙂 (Herhalde biraz daha kuvvetli masaj yapabiliyor babalar, anneler dokunmaya kıyamıyor:)) Ayaklarının altına yapılan masajı bebekler çok sever. Bu kurstan sonra bu görevi üstlenen kızımın masajcıbaşı babası her akşam işten geldikten sonra büyük bir gururla görevini yerine getirdi. 🙂

Alt değiştirirken mümkün olduğunca ıslak mendillerden kaçınmamız gerekiyor. Hatta ve hatta bebeğin ağzını silmek için kesinlikle kullanmamalıyız. Islak mendil (Poposil) ve sık kullanılan pişik kremleri kız çocuklarında genital bölgede kuruluğa neden oluyor ve genital organında kapanma yapabiliyor. Peki bebeğin altını nasıl temizlemeliyiz? Mümkün olduğunca uygun sıcaklıkta yıkamalıyız ya altını ılık suda ıslatılmış bir pamukla temizleyebiliriz.

Almanya’da çevreyi koruma bilinci çok yüksek olduğu için çok kullanımlı (yıkanabilen) bezler hala kullanılıyor. Nedir bu insanların zoru diye aklınızdan geçti değil mi? Hazır bezlerin doğada yok olma süresini göz önüne alırsak bu atıklar ciddi çevre kirliğine yol açıyor. Bu bezlerin hala kullanılıyor olmasına ben de çok şaşırdım ve çevre koruma bilinci yüksek bu kişileri de epey takdir ettim. Doğumdan sonra sınıfta kaldığım tek konu bu oldu! 🙂

Bebek çamaşırlarında yumuşatıcı kullanılması bebekte alerjiyi tetikleyebilir. Bebek çamaşırlarını bebek deterjanıyla evdeki diğer çamaşırlardan ayrı yıkamaya da gerek yok. Bebek zaten yaşadığı ortamdaki bakterilere doğal olarak bağışıklık kazanıyor. Bu ne demek: Anne, bebekle 7/24 birlikte olduğu için, annede bulunan bakteriler emzirme, dokunma yoluyla bebeğe zaten geçiyor, çamaşırların birlikte yıkanmasında hiç sakınca yok.

Bizim ebe bebek kremlerinin de gerekli olmadığını düşünüyor. Yenidoğan bir bebeğin hassas cildini nemlendirmek için yıkamak ve pamuklu yani nefes alan kıyafetler giydirmek yeterli. En önemli şey suyun sıcaklığının 37 dereceden fazla olmaması, sıcak su cildini kurutup, zarar verebilir.

Bebeği nasıl giydirmemiz gerektiği ise doğum sonrası annemle tartışma konularımdan biriydi. 🙂 Ebe, ilk 6 ay biz ne giyiyorsak ondan bir kat fazlası, sonrasında ise biz kaç kat giyiyorsak bebek için aynı miktar yeterli olacağını söyledi. Bizim kültürümüzdeki gibi bebeği yaz kış kat kat giydirmek bebeği bunaltabilir. Yazın 30 derecede giydirilen yelek ve patikler bebeğin bulunduğu havaya alışmasına engel olurken, aksine daha çabuk terlemesine sebep olup, hasta ediyormuş.

Eldiven kullanımı ile ilgili de ebe kendi görüşünü söyledi, bebeklerin motor gelişimi için elleri açıkta kalmalı ve anneyle temas etmesine fırsat verilmeli.

Bebekli odada da pencere açıp odayı havalandırmak mümkün. (Bebeğin kıyafeti uygun, cereyanda kalmadığı sürece bu tarz kısıtlamalara gerek yok.)

Her mevsim günde 15 dakika bebeği dışarıya çıkarıp temiz hava aldırmak lazım. Almanya’da daha 1. ayını doldurmamış bebekler kışın dışarı çıkartılıp gezdiriliyor. Portbebenin (pusetin) tabanına bebek için satılan koyun postlarından serip, (İskandinav ülkelerinde çok kullanılır.) kışlık uyku tulumu kullanılabilir. Ayaklarının üşümemesi için (ayağına değmeyecek şekilde) sıcak su torbası konularak -15 derecede bile bebeği gezdirmek mümkün.

Yenidoğan da bebek taşıma kangurusu ve slingle taşınabilir. Hassas vücuduna zarar vermemek için mutlaka bu konu ile ilgili uzmanlardan bilgi alınmalı.

Bebeğin kendini güvende hissetmek ve rahatlamak için en çok ihtiyacı olan şey anne sesi, bu nedenle anne bebeği kucağındayken göz göze temas ederek şarkıları söyleyebilir. (Hamilelikten itibaren sesinizi eğitmek için bol bol duşta şarkı söyleyip pratik yapmanız önerilir:))

Uyku bebek için beslenmeden sonraki en önemli şey. Bebeklerin uykularında büyüdüğü doğrudur ve bebekler uyumak için karanlık bir ortama ihtiyaç duyarlar. (Büyüme hormonu uykuda ve karanlıkta salgılanıyor). Ebe, bebeği rahatsız edecek müzikli ve tavana ışık veren lambaları tavsiye etmiyor. Siz kafanızda sürekli disko topu gibi dönen ışıklı bir nesne ile uyuyabilir misiniz ki bebeğiniz uyusun diyerek bu konuda hafif afallamamızı sağladı. 🙂 Televizyonlu bir odada bebek uyutulmamalı. Uyku sırasında dışarıdan gelen uyaranlar beyni meşgul ederek kaliteli uykuyu engelliyor. Ayrıca bebeğe televizyon izletmek ilk 3 sene kesinlikle önerilmiyor. İleride dikkat dağınıklığı ve konsantrasyon eksikliğine sebep oluyormuş.

Bebek anne karnında sıkışık bir ortamda bulunduğu için dünyaya geldikten sonraki ilk 3-4 ayında yine böyle bir ortama ihtiyaç duyar. Küçük beşikler ve doğru uygulanmış bir kundak bu bebeğin bu ihtiyacını giderecektir. Anne ile ne kadar yakın temas halinde olursa yaşamının bu ilk döneminde o kadar iyi. Güvenli olduğu sürece aynı yatakta yatmanın sakıncası da yok diyor ebe. Hatta emziren anneler için ideal çözüm olduğu söylüyor.

Emzirme konusu Almanya’daki ebelerin en sevdiği konu. Rakamlara baktığımda Almanya’da emziren anne sayısı maalesef Türkiye’dekinden bir hayli az. Bu tür eğitimlerde mutlaka emzirmenin faydalarından uzun uzun bahsediliyor. İlk 6 ay sadece anne sütü verilmeli ve mümkünse 2 yaşına kadar emzirme devam ettirilmeli. Emzirmek için en önemli iki şey: Bol bol su içmek ve sık emzirmek. Bebeklerde emzik kullanmak dişlerde çürümeye neden olabileceğinden ebe önermiyor.

Kursun sonuna doğru duygularım karışmıştı. Hiç bilmediğim bir dünyaya çok yakında merhaba diyecektim. Temel bilgileri dinledim ve beynime kaydettim. Fakat kızımı kucağıma aldıktan sonra her şey alt değiştir, emzir, banyo yaptır, uyut mu olacaktı bundan pek emin değildim. Ben bunları düşünürken ebe, yüzümdeki karamsarlığı hissetmiş olacak ki kursun sonunda şunları söyledi: Her bebek farklıdır fakat içgüdüleriniz sizi yanıltmayacak ve bebeğinizle ilgili en uygun yöntemi bulup, en doğru kararları yine siz vereceksiniz.  Öncelikle kendinize güvenin. Ayrıca ilk haftalarda uykusuzluğu çok da sorun etmeyin 😉

Böyle bir konuyu kitaptan okumak yerine bir kurs ile interaktif bir ortamda öğrenmeyi tercih ettim çünkü bilgilerin daha kalıcı olacağına inandım. Son olarak eğer yurt dışında yaşıyorsanız kendi tecrübelerinizi benimle yorum olarak paylaşırsanız çok sevinirim.

*Yeni yazılarımı takip etmek için facebook ya da instagram sayfamı takip edebilirsiniz, sayfalara linkten ulaşabilirsiniz.

 

Reklamlar

3 comments

  1. Çok güzel bir yazı, hamilelik ve bebekle ilgili neredeyse tüm yazılarınızı okudum ve çok aydınlatıcı oldu benim için. Şuan 38 haftalık hamileyim. Türkiye maalesef hala ilkel bir ülke ve bu uygulamaların çoğu yok. Her şey satış pazarlama ve para odaklı olduğundan bu tip şeyleri ancak çok araştıran biri öğrenip bu bilgilere ulaşabiliyor. Tabi bu uygulamaların hepsi ayrı ayrı para ile satılıyor o ayrı bir konu. Devletin kursları, eğitimleri de vasat ötesi. Sizin yazınız olmasa ben de sanırım neye bakmam gerektiğini bilemeyecektim. Güzel yazıların devamını heyacanla bekliyorum.

    Beğen

    • Öncelikle bebeğinizi sağlıkla kucağınıza almanızı dilerim. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim
      Almanya’da edindiğim bilgilerin çoğunun Türkiye’de bilinmediğini fark ettikten sonra bu bilgileri blog üzerinden paylaşmaya karar verdim çünkü sosyal medya üzerinden anne adayları ve annelerin cidden sömürüldüğünü düşünüyorum. Basit bir örnek anne sütü sağma pompam olmadan da kızımı 2 sene emzirebildim. (Ve mama da kullanmadan) Fakat gözlemlerim sonucu bir anne sütü sağma makinesi modası olduğunu düşünmeye başladım ülkemizde. Bebek doğmadan bu makineyi ihtiyaç diye alan çalışmayan anneler var. Sanki ananelerimiz annelerimiz bizleri öyle büyüttü 🙂 Yazacak çok şey var daha. Öyle ilginç uygulamalar duyuyorum ki son zamanlarda inanamıyorum ben de! Yakında yeni yazı olarak Almanya’da ek gıda eğitimi var mesela. Sevgiler!

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s