Bir Orta çağ klasiği: Palio di Siena Festivali (İtalya)

İtalya Palio di Siena Festivali

İtalya gezimize başlamadan önce plana dahil etmediğimiz, ancak Milano – Pisa arasındaki tren yolculuğumuzda yanımızdaki orta yaşlı ve her halinden gördüğü tüm turistlere gönüllü turist rehberliği yaptığı anlaşılan yolcudan şiddetle aldığımız tavsiye üzerine gitmeye karar verdiğimiz bir şehir Siena. Geziyi planlarken “Yaşayan Orta çağ” gibi iddialı bir tanıtım cümlesiyle aklımızın bir köşesine yer eden Siena’yı, gönüllü turist rehberimizin bahsettiği gibi senede iki kez yapılan, yerli yabancı birçok turistin izlediği “Palio di Siena” isimli at yarışlarının tam da bizim o civarda olduğumuz zamana denk gelmesiyle son dakika yarım gün olarak listeye dahil ettik.

Siena, Toskana bölgesinin kalbi niteliğinde. Çok iyi korunmuş tarihi dokusu nedeniyle ziyaretçilerine bir zaman yolculuğuna çıkma imkanı sunan şehir. Aynı zamanda UNESCO’nun Dünya mirası listesinde yer alıyor.

Siena merkez tren istasyonuna sabah erken saatlerinde vardık ve alçak taş binalar arasında sıkışıp kalmış dar sokaklardan şehir merkezine doğru yürümeye başladık. Gerçekten de binalar Orta çağ’dan kalma bir film seti gibi… Sokaklar müze tadında olsa da binaların içlerinde insanlar oturuyor, yaşam tüm renkleriyle onlar için devam ediyor…

102_3982
Sabah saatlerindeki sakin sokaklar, Siena

Her tarafa türlü renkte ve desende anlamlarını sonradan öğreneceğimiz bayraklar asılmış. Kısa bir yürüyüşten sonra şehrin merkezi olan Piazza del Campo’ya ulaşıyoruz. Uzun ve dar sokakların her biri Il Campo Meydanı’na çıkıyor. Deniz kabuğu şeklindeki bu meydan Avrupa’nın en büyük kent meydanlarından biri. Burası daha çok gotik motiflerle inşa edilmiş Palazzo Pubblico (belediye binası) ve ona ait saat kulesi (Torre del Mangia yani “Yiyicinin Kulesi”. İlk koruyucusunun neredeyse tüm parasını yiyeceğe harcaması nedeniyle ona bu ad verilmiş!) ile meydan inanılmaz bir estetik görüntü içinde. Bu arada bu meydandaki zemin tamamen toz toprak. Tozlar çevredekilerin ağzına burnuna kaçmasın diye sık sık sulama yapılıyor. Tahtadan bariyerlerle ortaya geniş bir elips ve onu içine alacak şekilde biraz daha büyük bir elips yapılmış. Daha dışta ise meydanı çevreleyen mağaza, cafe ve restoranlar mevcut. Dükkanların hemen önüne toplasanız 10 basamağı geçmeyecek tahtadan tribünler yapılmış. Bu kadar insan nereye sığacak, bu alan kimseye yetmez diye düşündüm ama sonradan öğrendim ki içte kalan ve tahta bariyerlerle sınırları çizilen elipsin içinde de seyirciler olacak. Düşünsenize, sıcağın altında, iğne ucu kadar bile gölge yok! Böyle bir alandan yarışı izlemek…Bilet fiyatlarını öğrendiğim zaman elipsin içinde yarışı izlemenin çok da kötü olmayacağını düşündüm 🙂

102_3992
Günün ilk saatlerinde meydan

Bu arada yarışı izlemek için üç yol var: İlki, yukarıda bahsettiğim yerli halk tarafından “il palco dei cani” ya da ‘köpeklerin standı’ olarak adlandırılan, meydanın ortasındaki kordonlu alana yerleşmek. Bu alan ücretsiz fakat yarışı iyi bir açıdan izleyebilmek için yarıştan 5 saat önce gelmeniz gerekiyor! İkincisi tahta tribünler ya da çevredeki cafe ve restoran önündeki masalar. Buradaki bilet fiyatları 160 Euro’dan başlıyor. Meydanı gören daire sahipleri pencerelerini de loca olarak satışa sunuyor. Biletler kişi başı 1000 Euro’ya kadar çıkabiliyor. (2018 fiyat kategorilerini şu sitede bulabilirsiniz.) Seçim sizin!

Yarışların hikayesini biraz araştırınca, başlangıcı 17. yüzyıla kadar uzanan, her sene 2 Temmuz’da ve 16 Ağustos’ta olmak üzere Meryem Ana şerefine düzenlenen geleneksel ve bir o kadar da görkemli bir at yarışı olduğunu öğrendim. Her at ve binicisi şehrin Contrada adı verilen 17 farklı semtinden birini temsil eder ve o semti anlatan renkler ve simgeler kuşanarak Palio di Siena’ya (ya da kısaca İl Palio’ya) katılır: 17 farklı semtin simgeleri: Aquila (Kartal), Bruco (Tırtıl), Chiocciola (Salyangoz), Civetta (Baykuş), Drago (Ejderha), Giraffa (Zürafa), Istrice (Kirpi), Leocorno (Tekboynuz), Lupa (Dişi Kurt), Nicchio (Deniz Kabuğu), Oca (Kaz), Onda (Dalga), Pantera (Kara Panter), Selva (Orman), Tartaruga (Tosbağa), Torre (Kule) ve Valdimontone (Koyun Vadisi, kısaca Montone).

Yarıştan 4 gün önce program başlıyor.

Ilk gün “La tratta” yani atların seçimi (29 Haziran ve 13 Ağustos günlerinde) yapılıyor. Yaklaşık 30 attan 10 ‘u yarışma için seçiliyor.

Atlar seçildikten sonra hangi Contrada’nın hangi atı alacağı belirleniyor. Çekiliş, kurayla değil elbette! Çizimle. Bu çizimler öğle 12:30 ile 13:30 saatleri arasında Piazza del Campo meydanının meraklı kalabalığının ortasında gerçekleşiyor. Yarışlar için kader anıdır, çünkü Contrada’lar yarış stratejilerini belirleyebilmeleri için yarışı hangi atla oynayacaklarını öğrendikten sonra yapabilir. Bu nedenle, iyi bir at çizme şansına sahip olan Contrada üyelerinin ve iyi sayılmayan bir at almış olanlar arasında büyük bir gerginlik oluşur.

Öğleden sonra ilk deneme koşusu yapılıyor. Temmuz ayında saat 19:45’te, Ağustos ayında 19.15’te başlıyor.

İkinci ve üçüncü gün yine sabah ve öğleden sonra olmak üzere ikişer deneme konuşu daha yapılıyor. Sabah koşuları saat 9:00 da başlıyor. Sabah koşularını izlemek için yarım saat önce meydanda olmak yeterliyken, öğleden sonra koşuları için en az 1 saat önce orada olunmalı.

Diğer büyük Palio geleneği ise, her Contrada’nın 1 Temmuz ve 15 Ağustos tarihlerinde yani yarıştan bir gün önceki akşam düzenlediği açık hava yemekleri. Palio yarışında yer alan Contrada ile birlikte jokeyler, liderler, konuklar ve hatta turistler Palio’nun kahramanları adına bir akşam yemeği yiyebilirler. Baş masada jokeyler ve Contrada liderleri bulunur. Başarılı bir yarış için konuşma yapılır, birlikte şarkılar söylenir ve kadeh kaldırılır. Turist olarak bu yemeğe katılmak isterseniz hangi Contrada hangi restoranda yemek yiyecek şu  internet sitesine bakabilirsiniz. Rezervasyon ve diğer detaylar için de telefon numaraları mevcut. Bir akşam yemeği bileti kişi başı yaklaşık 50 € civarında.(2017 yılı için fiyat bilgisi)

102_4025
Akşamki yarış için izleyiciler yerlerini almaya başladı.
102_4024
Meydana bakan pencereler yarış günü Loca olarak kullanılıyor.

Dördüncü gün sabah yine aynı saatte son deneme koşusu yapılıyor. Öğleden sonra bizim de izleme şansına sahip olduğumuz tören alayı vardı.

Meydanda attığımız turdan sonra şehrin bir diğer önemli yapısı olan Duomo di Siena’yı (Siena Katedrali) görmeye gittik. Birkaç dakika içinde at yarışlarına katılacak takımların kutsanmak ve şans dilemek amacıyla kiliseye geleceğini öğrendik. Hemen kilisenin giriş basamaklarında güzel bir yer edindik. Uzaktan bizdeki 23 Nisan gösteri geçişlerindeki gibi bayrakların senkronize bir şekilde sallandığını görebiliyorduk ve trampetlerin coşkuyla çaldığını duyabiliyorduk. Sadece birkaç yüz metre ötede olduklarını tahmin etmemize rağmen, yol kenarına dizilmiş ve zaman zaman yürüyüş takımının önüne geçen meraklı binlerce insan nedeniyle henüz bir şey göremiyorduk. Kilisenin önüne geldiklerinde önde iki devasa öküzün çektiği üstü açık büyükçe bir araba üzerinde siyah-beyaz orta çağ kıyafetleri giyinmiş orta yaşlı birkaç adam gördük, herhalde bunlar şehrin ileri gelenleri veya hakem heyetiydi. Bu arada, siyah beyaz renklerin de Siena’nın simgesi olduğunu ekleyeyim.

102_4010
Orta çağ kıyafetleriyle gösteri geçişi, kiliseye giriş.

Öküz arabası kilisenin önüne yanaştı ve orta çağ kıyafetli adamlar arabadan inip merdivenlerden çıkarak kiliseye girdi. Süslü ceketleri, taytları, burnu kıvrık ve sivri ayakkabıları ile iskambil destesindeki joker gibi görünüyorlardı bu orta çağ kıyafetlerindeki erkekler! Öküz arabasının peşi sıra gelen insan selinde yarışmacı on takımın temsilcileri ve şehir halkı yer alıyordu. Her bir yarışmacı takımda o takımın orta çağdan kalma kıyafetleri giymiş önde bir adet trampetçi, arkasında iki adet flamacı ve 10-15 çocuk, daha da arkada da o takımın üyeleri mevcuttu. Bu şekilde, trampet sesleri eşliğinde meraklı turistleri ve Sienalı’ları da hesaba kattığımızı düşünürsek binlerce kişinin kiliseye girdiğini söyleyebilirim.

102_4017
Kilisenin içinde müzik çalarak yürümeye devam ediyorlar. Ve biz meraklı halk! 🙂

İçeride piskopos kısa bir konuşma yaptı ve her bir takım teker teker onun, şehrin ve dinin simgesi flamaların önüne gelerek trampet çaldılar ve bayraklarıyla selam durdular. Her bir takım için tekrarlanan bu ritüel sonunda gösteri tamamlandı.

Artık dönüş vaktiydi ve tren istasyonuna doğru yavaş yavaş gitmenin vakti gelmişti. Yolda, gelenekler dahilinde yarışacak atlardan bazıları seyisleri tarafından sokaklarda gezdiriliyordu. Atlar iri ve pırıl pırıldı. Atın hemen arkasından da o semtin mensubu olduğunu düşündüğüm gençler tezahüratlar ve şarkılarla yürüyorlardı.

102_4027
Siena sokaklarında sıradan bir günmüş gibi atlar gezdiriliyor!

Akşam, yarışları izlemek için kalamadık. Öğrendiğimiz kadarıyla yarışlar sırasında atlar parkurda üç tur atıyor, yarış genelde 90 saniyeden fazla sürmüyor ve keskin dönüşleri yüzünden çoğu zaman binicileri attan düşüyor ve atlar yarışı binicisiz de tamamlayabiliyormuş. (Binicisiz de olsa birinci olan at şampiyon ilan edilebiliyor). Eskiden kalma geleneklere sadık kalınıyor, takımlar arası ittifak, rüşvet ve hile olağan şeylermiş! Semtler arasında asırlardır süregelen çekişme ve rekabet burada da kendini gösteriyormuş! Kazanan Contrada’ya emzik ve biberon veriliyormuş çünkü Palio’daki zafer bir bebeğin doğuşu gibi kabul ediliyormuş. Hatta, uzun süre kazanamayan Contrada’ya “nine” deniliyormuş.

Şehrin tarihi güzelliği, orta çağ havasındaki kıyafetleri ve üstüne bir de eğlenceyi seven italyanları sayarsak, Siena’yı ziyaret etmek için kesinlikle böyle bir tarihi tercih etmelisiniz.

Siena’ya bu tarihte yolu düşecek olan ve bu gösteriyi izlemek isteyenler için de önerilerim şunlardır:

  • Orta bölümde tuvalet imkanlarının bulunmadığını unutmayın.
  • Bol miktarda su getirin. Yanınıza mutlaka şapka alın. (Kavrulmamak için koruyucu güneş kremini vücudunuzun açıkta kalan tüm bölgelerine sürün!)
  • Yarıştan bir saat önce yağmur yağarsa, yarış ertesi güne kadar ertelenebilir. Hava bulutluysa uzun bekleme saatleri için yağmurluk da yanınızda bulundurun.
  • Tüm bu kalabalık ve kaos göz önüne alındığında bebekli ve çocuklu gezginler için festival alanı gezmek için uygun değil. Seyahat planı yaparken bu tarihleri seçmemeye dikkat edin.
  • Otel rezervasyonları ve tren biletleri doluluk oranı nedeniyle kesinlikle son dakikaya bırakılmamalı.

Festival hakkında geniş bilgi için www.ilpalio.org internet sitesine bakabilirsiniz.

Sizinle tüm tecrübelerimi paylaşarak seyahatinizin mükemmel olması için elimden geleni yapmaya çalıştım. Tüm sorularınızı ve yazımla ilgili yorumlarınızı aşağıda yorum kısmına bırakırsanız beni çok mutlu edersiniz.

*Yeni yazılarımı takip etmek için facebook ya da instagram sayfamı takip edebilirsiniz, sayfalara linkten ulaşabilirsiniz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s