İlk 18 ayda bebekle rahat seyahate ait tüm ipuçları

Bebek ile seyahat

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

           Kızım doğduktan sonra annelik iznini fırsat bilerek eşimle uzak-yakın demeden çeşitli seyahatler yaptık. Uçak, tren, otobüs, araba hatta feribot gibi araçları bir de bebekle tecrübe ettik! 2 yaş kriz dönemini henüz yaşamamış bir anne olarak bu yazıda vereceğim tavsiyeleri 18. ayla sınırlandırıp, (Uzmanlara göre 18. ay önemli bir mihenk taşı çünkü bu aylarda isteklerini ifade eden bu minik bıdıklar, çocuk olma yolunda önemli aşamalar kaydediyor.) kızımla seyahatlerin keyifli diğer bir ifadeyle en az sıkıntıyla geçmesi için neler yaptığımdan bahsedeceğim. Her yaş döneminin farklı gereksinimleri olduğunu bildiğim için, kızım büyüdükçe ve biz onunla seyahat etmeyi tecrübe ettikçe diğer yaş dönemlerine ait yazılar yazmaya devam edeceğim.

İnstagramda paylaştığım bebekli seyahat fotoğraflarımı gören anne adaylarının bana en çok sorduğu sorulardan biri de bebekle seyahatin zor olup olmadığı idi.

Çok açık söylüyorum: Bebekle gezmek her zaman kolay değil. Benim bebeğimin de uyumadığı, yemek yemek istemediği ya da huysuzlandığı zamanlar oluyor. Bunlar seyahatten bağımsız, evde de olsam olabilecek şeyler…

Bu yüzden taze anneler için

İlk altın kural: Gerçekten emin olduğunuz zaman seyahata çıkın. 

Çünkü annenin kafasında soru işareti fazlaysa, bu durum anneyi fazlasıyla strese sokacak. Dolayısıyla bebek, annenin stresini hissedecek ve daha da huysuz olacak.

İkinci altın kural: Sürprizlere açık ve sabırlı olmak gerekiyor yola çıkarken.

Sabır, sabır, sabır! Birçok gezgin en iyi fotoğraf karesini yakalamak için dua ederken biz “aman o diş yolda patlamasın” diye dualar ettik. Buna rağmen farklı ülkelerden farklı dişler biriktirdik anı olarak 🙂

Üçüncü altın kural: Anahtar kelime “yavaşlamak.”

Bebeğin temposu gezinin temposu demek! Bazen işler plan dahilinde gitmediğinde, gezilecek yerlerin bir kısmını listeden çıkartacak dahi olsanız, mutlu olun!

Dördüncü altın kural: Aşı, bağışıklık sistemi için bebeklerdeki en önemli konu.

Almanya’daki temel aşılar ilk altı ayda tamamlanıyor. Sonra, belli periyotta aynı aşılar tekrarlanıyor. Kızımın tüm aşılarını tamamladıktan sonra gidilecek ülke kendi ülkem dahi olsa doktorun ülke bazlı seyahat tavsiyelerini birebir uyguladım. 

Beşinci altın kural: Tatil, ailece yapılan bir aktivite, herkesin keyif alması gerekiyor buna bebeğimiz de dahil!

Tüm planı kızımın da bizim kadar keyif alacağı şekilde organize ettim. Seyahatlerimizde mümkün olduğunca açık havada dolaşmak vardı. AVM gibi kapalı alanlar salgın hastalıklar konusunda tehlikeli olduğu için planda hiç yer almadı.

Aman gözünüz korkmasın! Kolay değil demek yapılamaz demek mi? Kesinlikle hayır! Yoksa içimdeki gezgin ruh her gezinin sonunda bana bir sonraki rotayı planlamamı söylemezdi 😉

Bebeğimle yolculuk yaparken hangi seyahat aracında neler yaptım, konaklama ve beslenmesi için nelere dikkat ettim adım adım şu şekilde:

1. Bebeğimle kaçıncı aydan itibaren seyahate çıktım?

Almanya’da bebekler bir haftalıkken bebek arabası ya da kanguru ile dışarı çıkartılsa da ülkemizde kırkı çıkmayan bebekleri sokağa çıkartma korkusu yaşayan anneler yaygın. Kızım 7 günlükken ilk şehirler arası seyahatini gerçekleştirdi! Eşim, kızımın nüfus cüzdanı ve pasaportu için Türk konsolosluğuna yani Münih’e gitmemiz gerektiğini söylediğinde (Ülkemizde uygulanan kurala göre bebek pasaportu için anne ve baba beraber ilgili kuruma gitmesi gerekiyor.) o gece stresten uyumamıştım. Bu zorunlu 1.5 saatlik gidiş ve dönüş sırasında araba koltuğunda mışıl mışıl uyuyan bebeğim daha ilk haftadan bana öyle bir cesaret  vermişti ki…

Buradaki ebe ve doktorların tavsiyesi üzerine ikinci haftadan itibaren öğlen uyku saatlerinde annemle birlikte evimizin yanındaki ormanda yarım saat yürümeye başladım. Yaklaşık bir ay sonra annem Türkiye’ye geri döndüğünde evde tek başıma kaldığım bu dönemde büyük bir cesaretle kendi başıma bu yürüyüşlere devam ettim. Yeni doğum yapmış anneler ne demek istediğimi çok iyi bilirler. O dönem bebek dışında düşündüğüm diğer konu ne zaman eski hayatıma geri döneceğim idi. Bu yürüyüşler sayesinde ben daha bebeğimin kırkı çıkmadan hayattan kopmadığım hissine kapılarak motivasyonumu bulmuş, henüz hiçbir şeyi bilmeyen taze anne olarak hayallerimde seyahat planlarına başlamıştım bile 🙂

IMG_20170822_114832_337
Dünya çok güzel bir yer ve bizimle gezerken umarım sen de seveceksin sevgili kızım!

Uzmanlar bebeklerin ilk üç ayını doldurduktan sonra seyahatten zevk alabileceğini söylüyor. Ben bu süreyi biraz daha uzattım ve ilk altı ay düzen oluşturmaya çalıştığım bir dönem olduğu için sadece yakın çevrede ve kısa süreli gezintiler yaptım. (1-1 buçuk saat arası).

Kızım, 6. ayına girdiğinde, çevredeki şehirlere konaklamasız olarak gitmeye başladık. Kendimizden emin olmaya başladıkça Almanya içindeki ilk konaklamalı seyahatimizi gerçekleştirdik. (Nürnberg, Rothenburg ob den Tauber,Bamberg rotası) Bu seyahat ile ilgili kendimize dersler çıkarttık ve hedefi büyütüp ilk konaklamalı yurt dışı rotamızı kendi aracımızla yaptık. (Fransa- Colmar)

İlk uçak seyahati için kızımın 7. ayının dolmasını bekledim. Çünkü ilk altı ayda iniş ve kalkıştaki basınç bebeklerin hassas kulaklarında ağrıya, kulaktaki ağrı da bebekte şiddetli ağlamaya sebep olabiliyor.

2. Bebeğimi dışarıda bulunduğumuz süre boyunca nasıl giydirdim?

Bebeği giydirme konusu bizim evde tez konusu kadar tartışıldı. Almanya’daki gebelik yazımda anlattığım ebe Marianne, doğum sonrasında düzenli olarak evimize gelerek kızımı kontrol etti.

25°C ortalama sıcaklıktaki ev ortamında pencere, kapı açtırmayan annemi ve evde battaniyeler içindeki kızımı görünce Marianne’den  “türkische Mamis” (Türk anneler) damgasını yedik. Meğer bu evde bebeği sarıp sarmalamak bizim kültürün önemli bir parçasıymış ve Marianne her Türk annede aynı davranışları görüyormuş. Sonra şirin konuşmasıyla Marianne’den “Hava durumuna göre bebeğin kıyafetine nasıl karar vermeliyiz” adlı dersi dinledik:

  • Bebekler yaşadığı coğrafyaya uyum sağlayabilen canlılardır. -40°C Sibirya’da doğan bir bebek de, +40°C Sahra çölünde doğan bir  bebek de hayatını sürdürebilir.
  • Referans olarak yazın biz ne giyiyorsak aynı katı (atlet, t-shirt, hırka) kışın bu katlardan bir fazlasını bebeğimize giydirmemiz lazım. Bu kural hem ev hem de dışarısı için geçerli!
  • İskandinav ülkelerinde, eksi derecelerde bebeklerin dışarıda uyutulduğunu temiz ve soğuk hava sayesinde uyku kalitesinin daha iyi olduğunu söyledi. Soğuk havada uyku tulumunun içine sıcak su torbasını (el yakmayacak sıcaklıkta) bebeğin ayaklarına yakın yerleştirerek, ayaklarından üşümesini engelleyebiliriz. Uyku tulumunun altına koyun postu (kuzu yünü) koyarak vücut sıcaklığının sabit kalmasını sağlayabiliriz.  (İskandinavlar boşu boşuna söylememiş “Kötü hava yoktur, kötü giyinmek vardır diye!) İskandinav annelerin soğukta kafenin önünde yalnız bıraktıkları bebekleri öğle uykusu uyurken, kendileri arkadaşlarıyla sohbet edip, kahve içtiklerini okuduğum İngilizce yazıya şuradan ulaşabilirsiniz.

Almanya’da yaşadığımız yer Alplerin eteklerindeki Allgau bölgesi olunca uzun süren kış ve soğuk hava bana tüm bu dinlediklerimi uygulama imkanı sağladı. Panik yapmadan -10°C bile kızımı dışarıya çıkarmayı başardım.

Şu linkte de eğlenceli anlatımıyla kışın bebeği nasıl giydirmeli adlı ingilizce yazıyı bulabilirsiniz.

 

3. Bebeğimle araba ile seyahat ederken nelere dikkat ettim?

  • Avrupa birliği (EU) tarafından uygulanan yeni standarda göre bebekler 15. ayına kadar oto koltuklarında araç istikametinin tersi yönünde oturmaları zorunlu. Çünkü bebek oto koltuğunu, arka koltuğa bakacak şekilde yerleştirmek, kaza esnasında kafa darbesine karşı en iyi koruma sağlanıyor.
  • Bebeklerin oto koltuğunda uzun süre oturmaması gerekiyor yani yapılan yolculukların 3-4 saati geçmemesi gerekiyor. Biz saatte bir mola vererek, bu molalara alt değiştirme, emzirme gibi ihtiyaçları sıkıştırdık. Mola sırasında kucağımıza alarak yatış pozisyonundan uzaklaştırdık. Dışarıda hava uygunsa piknik örtümüzü çimlere sererek, üzerinde minik hareketler yaptırdık. (Yüz üstü emekleme duruşu gibi..)
  • Almanya otobanlarında dinlenme yerleri ve açık park alanları epey fazla. Bebeğe mama yedirmek, alt değiştirmek için ideal. Ayrıca tüm benzin istasyonlarında bebek bakım odası (Wickelraum) mevcut.
  • Araba seyahatimiz boyunca hep arkada oturdum. Oyalamak için yanıma çok çeşitli oyuncaklar aldım. Ev ortamında yaptığımız tüm aktiviteleri arabada da uygulamaya çalıştım. Birlikte dinlediğimiz müziklerin CD’si de yine yanımıza aldıklarımız arasında.
  • Sıcak havalarda gözüne güneş gelmesini engellemek için arabada güneşlik bulundurdum.
  • Çok sıcak havalarda kızımı arabaya bindirmeden önce klimayı açarak içerideki sıcaklığın düşmesini sağladım. Yolda giderken camı açamadığımız durumlarda kısa aralıklarla klimayı çalıştırdık. Oto koltuğunda otururken sadece kolsuz badi giydirdik. Çünkü terleyerek su kaybetmesi ateşinin yükselmesine sebep oldu.

Yurt dışında araç kiralama hakkında bilmeniz gereken her şeyi linkteki yazımdan okuyabilirsiniz. 

4. Bebeğimle tren ile seyahat ederken nelere dikkat ettim?

IMG-20171230-WA0001
Kızım geleneksel Fas kıyafeti Jabador içinde tren yolculuğunda

Kızımın 18 ayına Almanya, Türkiye ve Fas’ta yaptığımız 3 tren yolculuğu sığdırdık.

İlk tren yolculuğumuzu Türkiye‘de Eskişehir- İstanbul arası YHT’i ile yaptık. 8 aylık olduğu için yerde minik bir oyun bölümü hazırladık 🙂 Tren neredeyse dolu olduğu için zor bilet bulduk ve 1. mevki bilet aldık. Koltuklar arası mesafe (koridor) daha geniş olduğundan yerde oyun oynamak için bize süper alan sağladı. Uyku sırasında sırtı rahat etmesi için oto koltuğunu (Babyschale) yanımıza aldım. Bu tarz küçük detaylar bebekle seyahatimi epey kolaylaştırdı.

Almanya trenlerinde anne-çocuk bölümünden yer ayırtmak mümkün. Yolculuk kesinlikle daha rahat geçiyor, tavsiye ederim.

Kızımı, hareketli olduğu dönemden itibaren yolculuklarda araba koltuğunda oyalamak zorlaştı. Tren içinde daha rahat hareket edebileceğini düşündüğümüz için özellikle son gezimiz Fas‘ta uzun mesafe (8 saat) için treni tercih ettik. Şanslıydık çünkü 6 kişilik kompartımanda bizden başka biri yoktu. Emzirme, uyutma ve yemek yedirme konusunda çok rahat ettim.

5. Bebeğimle uçak ile seyahat ederken nelere dikkat ettim?

Kızımla bu dönemde 11 kısa 2 de uzun uçuş deneyimimiz oldu. Kızımın farklı aylarında yaptığımız bu yolculuklarda en zorlandığım konu uyku saati sırasında uçağa biniş ve inişler oldu.

  • Kızımın ilk 9 ayında uçuşlar sırasında kabine oto koltuğunu (Babyschale) aldık. Uçak tam dolu değilse check-in sırasında üçlü koltuğun ortasındaki koltuğu boş bırakmalarını rica ettik. THY bu konuda çok anlayışlı. Bazı low cost havayolları oto koltuğunu almamak için sıkıntı çıkartabiliyor. Öncesinde mutlaka teyit etmeniz gerekiyor.
  • Daha sık uyuduğu ilk dönemde iniş ve kalkışlarda kucağımda emzirerek uykuya dalmasını sağladım. Uyuduktan sonra oto koltuğuna yerleştirdim ve kemerini bağladım. 11. ayından sonra yanımıza oto koltuğunu almadığımız için aradaki koltuğu mini yatak haline getirerek orada uykuya devam etmesini sağladım.
  • Kalkışın gecikmesi nedeniyle kızımı uyutmak için uçağa binmeyi beklediğim saatler benim en stresli olduğum saatler oldu. Daha küçükken ve oto koltuğu yanımızdayken uçağa binmeden önce uyutup, kalkış sırasında koltuğunu emniyet kemeriyle hostesin gösterdiği şekilde bağladım. Böylece kucağa almadan ve emzirmeden uykusunun devamını sağlayabiliyordum. 1 yaşından sonra iş biraz daha zorlaştı. Bu noktada tüm yaratıcılığınızı kullanmanız gerekiyor! Uyutmak fakat uçağa binerken uyandırmak, uyutmadan ilgisini başka şeylere vermesini sağlamak… Bebeğinizin alışkanlıklarına göre çeşitli yollar deneyebilirsiniz. Bu konudaki en önemli tavsiyem kısa uçuşları kesinlikle gece uykusu ve sabahın çok erken saatlerine denk getirmemeniz. Bir sürü deneme yanılmadan sonra tecrübem şu yönde: öğle uykusunu uçakta yaptıracağınız saatler (bebeğiniz uyurken siz de biraz dinlenebilirsiniz) ya da öğle uykusundan sonraki ilk saatler uçuş için ideal saatlerdir.
  •  Uçak havalanmadan ve inişe geçmeden önce bebeğinizi emzirmek (emzirmeyenler için emzik) kulağında oluşacak basıncı engelleyecektir. Kızım 7. ayındaki ilk uçuşu sırasında kalkış ve inişte ağlamadı ve sonrasında herhangi bir problem yaşamadı. (Kulak basıncı ile ilgili rahatsızlık ilk 6 ayda daha sık görülen bir problem)
  • Bebekli olduğumuz için hava alanındaki geçişlerde daima öncelik tanındı.
  • Bebek arabanızla uçağa kadar gidebilirsiniz. Uçağa binerken arabanızı görevlilere teslim edip, indiğiniz ülkede uçağın yanaştığı kapıdaki görevliden teslim alabilirsiniz. Bazı ülkelerde (Portekiz) valizleri teslim aldığınız bölümden almak zorunda kalıyorsunuz. Bu durumda bebeğinizi taşımak için kanguruyu da el çantanıza koyarsanız daha az yorulursunuz.

6. ABD seyahatimizden sonra bebek ile kıtalararası uçuş notlarım:

  • Uçuş saatlerini seçme şansınız varsa gece yolculukları bebekle uzun uçuş için ideal. Giderken gündüz saatlerinde aktiviteler yapmamız gerektiğinden bizim için 12 saatlik bu uçuş çok daha yorucuydu. Dönüşte kızım gece kesintisiz (kesintisiz uyku 2-3 saatte bir emmek için uyanmak demek bizim literatürde:)) uyuduğu için sakin bir yolculuk geçirdik.
  • Uçakta bebek yatağı verildiği için bütün yolculuk boyunca bebeğinizi kucağınızda taşımak zorunda değilsiniz. Check-in sırasında mutlaka uygun koltukları yani kabindeki bebekli aileler için ayarlanan en öndeki koltukları seçin.
  • Yanınıza yeni bir oyuncak alırsanız uçuş sırasında oyalanma süresi artar.
  • Uçakta kavanoz mamalar verilse de en sevdiği mamalardan yanınızda olması kurtarıcı olacaktır. Uçak içinde sıcak su bulunduğu için mamanızı kendiniz de hazırlayabilirsiniz.
  • Emziren annelerin sütü azalmaması için uçakta daha sık su içmeye ihtiyaçları var.
  • Uçakta bizler gibi bebeklerin de daha fazla su içmeye ihtiyaçları var çünkü uçak içindeki basınç dehidrasyona sebep oluyor. Susuzluk bebeğin ateşinin yükselmesine sebep olabilir. Daha sık emzirmek susuzluğu giderecektir.
  • Bebekler için hazırlanmış küçük ilk yardım çantaları (ateş ölçerle birlikte) hep el çantanızda olmalı.

7. Bebekli Aileler için Jetlag ile hayatta kalma rehberi 

DSCN9842-01
Jetlag’la boğuşan anne ve bebeği (Florida)

     Jetlag bizleri etkilediği gibi bebekleri ve çocukları da etkiliyor. Bebekler sıkıntılarını ifade edemediği için aileler için gayet sıkıntılı oluyor. 6 saatlik zaman farkını biraz sıkıntıyla atlatmış iri olarak tavsiyelerim şu şekilde:

  • İlk günler yoğun bir programdan mutlaka kaçının. Uykusu gelmiş bir bebeği uyanık tutmaya çalışmak zor olacaktır. Tatil için gittiyseniz ilk günler için havuzu ve restoranı olan bir yeri seçin. Böylece otel ortamından uzaklaşmak zorunda kalmazsınız.
  • Uzun geceler ya da erken sabahlara hazır olun. Yanınızda gece için atıştırmalık mutlaka bir şey olsun. Otelde sabah 4’te aç kalmak çok hoş değil! 🙂
  • 9. aydan küçük bebeklerde jetlagı atlatmak daha kolayken belli bir uyku düzeni oluşmuş gündüz uykuları kısalmış 9 aydan daha büyük bebekler için biraz daha uğraştırıcı olduğunu söyleyebilirim.
  • 3 saatten az saat farkı için kendinizi jetlag sendromuna sokmaya gerek yok. (Fas, Portekiz gezimiz gibi) Kendi evinizdeymiş gibi davranın ve saatlerle ilgili yeni bir düzenlemeye gitmeyin. Aceleniz yoksa 1 hafta içinde kendiliğinden düzene girecektir.
  • İlk birkaç gece muhtemelen normal yemek saatlerinde uyanacaktır. İlk iki gece, kızımız uyandığında oynamasına ya da yemek yemesine devam ettik.
  • Eğer tercih şansınız varsa gece uçuşunu seçerseniz uykusuyla ilgili en az bölünme gerçekleşecek. Böylece vardığınız zaman hem uykusuzluk hem de jetlagla uğraşmak zorunda kalmayacaksınız.
  • Kademeli şekilde uyku saatlerini  değiştirin. ABD’deyken her gün bir önceki günden 2 saat daha geç uyutarak yani gündüz otel odasında perdeleri kapatıp ortamı kapkaranlık yaparak akşam uykusuna yatırdım. (Ayrıca uyku rutinini yer, zaman fark etmeksizin korumak başarılı sonuçlar veriyor.) 6 saatlik bir saat farkı için 4 günde normal uykusuna geçiş yapabildik. Bu ilk 4 gün hiç bir şey planlamamak ve stresten uzak olup sadece uyku ve yemek saatlerine odaklanmak düzen için gerekli. Çünkü bebekler -her ne kadar anne kendi stresinin farkında olmasa da- stresi hissederek yemek ve uyku konusunda anneyi zorlayabiliyor.
  • Jetlag olmuş bir anne bebeğinden bağımsız olarak kendini epey yorgun hissedecek. Sıkıntıları hafifletmek için babalar biraz daha özverili ve yardımsever olması lazım 🙂
  • Anne sütü de saat farkından etkileniyor. Gece süt salgısı gündüzden farklı olduğu için anne sütüyle beslenen bebeklerin öğünlerinin ayarlanması biraz zaman alabilir. Bebeğinizde uykusuzluk olarak düşünülen huysuzluğun sebebi açlık olabilir.
  • Temiz hava ve güneş ışığı jetlag konusunu yenmek için en iyi şeyler. Bilinenin aksine uyutmaya çalışmak değil. Güneş vücut saatimizi ayarlamaya yardımcı olur. Eğer bu birkaç saati sakin bahçede ya da parkta geçirebilirseniz ilk günde baya bir mesafe katedeceksiniz.
  • Son olarak dalga sesinin uykuya dalmayı kolaylaştırdığı bilinmektedir peki neden böyle sakinleştirici etkisi var hiç merak ettiniz mi? Bir araştırmaya göre; beyin bu sesleri tehdit edici olarak algılamıyor. (Alarm, kapı zili gibi diğer ani seslerin aksine) Biz de epey işe yaradı. Belki sizde de faydası olur!

8. Bebek ile gezerken nerede kalıyoruz? (konaklama tercihlerimiz)

Kızımla seyahate başladıktan sonra tatillerde konaklama tercihimiz tamamen değişti. Eskiden şehrin merkezine yakın, kalabalık otelleri tercih ederken artık daha küçük kapasiteli, şehre uzak ve doğanın içinde yerler bulmaya çalışıyoruz. (Annelerin en hassas olduğu konu, dışarıdan gelebilecek en ufak gürültüyle bebeğinin uykusunun bölünmesi.)

Konaklama olarak ilk tercihimiz mutfaklı daire. Yemekleri kendimiz pişirdiğimiz için (yemek konusunda gayet seçici bir bebekle yolda olunca) mutfak her şeyden önemli bir kriter!

Eğer mutfaksız bir odada kalıyorsak gitmeden önce otele, otelin kendi mutfağını kullanıp kullanamayacağımızı mutlaka soruyoruz.

İkinci en önemli kriterimiz ise geniş yataklı oda. Her otelde bebek yatağı olmuyor. Bizim kızımız da Avrupa’daki otellerin verdiği portatif bebek (görseli) yataklarında yatmadığı için otele varışımızda eğer yer durumu müsaitse resepsiyondaki yetkili odamızı üç yataklı oda olarak değiştirebiliyor. (Üçüncü yatağı, iki kişilik yatak ile birleştirerek gece güvenli olacak şekilde bebek yatağı haline getiriyoruz.) Gitmeden önce ne tür bir bebek yatağı verdiklerini otele mutlaka sorun.

9. Seyahatte bebeğimi nasıl besliyorum?

Seyahatler sırasında benim için en pratik şey emzirmek. Avrupa’da dışarıda emzirmek doğal karşılanan bir durum.

Bebekle seyahatin en düşündürücü konularından biri dışarıda gezerken bebeğimin acıkması durumunda ne yapabilirim?

Hala emziren bir anne olarak rahatça söyleyebilirim ki yanınızda emzirme örtüsü olduğu sürece hiç korkmayın. Manzaraya karşı demlenmek bebekle seyahatte manzaraya karşı emzirmek haline gelecektir! 🙂 (İsviçre- Lauterbrunnen’deki şelale manzarası benim unutamadıklarımdan biri) Avrupa bu konuda inanılmaz rahat. Benzin istasyonları, AVM’ler, Havaalanları, cafeler… aklınıza gelebilecek her yerde alt değiştirme ve emzirme odaları mevcut. Ulm’de gittiğimiz hayvanat bahçesinde bile böyle bir oda olması beni çok  şaşırtmıştı.

Ek gıdaya başladığımızda termosta mutlaka sıcak su, önceden hazırlanmış yulaf unu, meyveyi ezmek için çatal ve mevsim meyvesi (en pratik meyve muz) çantamda hep taşındı.

Kavanoz mamalar kurtarıcı olabilir ama her zaman değil! Ülkeler arasında damak farkı olduğu için Fransa’da denemek için aldığımız Akdeniz usulü sebze püresini tadından dolayı ben bile yiyemedim. Kızımla damak tadımın benzer olduğunu düşünürsek kızım kokladıktan sonra tadına bile bakmadı. Hatta Fas’taki en büyük süpermarkette sadece tek çeşit kavanoz mama satılıyordu. Çünkü Fas’ta kimse kavanoz mama almıyormuş. Bu gibi örnekleri düşünürsek gideceğiniz ülkedeki kavanoz mamaya güvenerek yola çıkmak çok büyük risk olacaktır. Bebeğinizin sevdiği hazır mamayı ya da taşınabilir sebzeleri (patates, havuç gibi) mutlaka yanınızda götürün. Bulgur, kırmızı mercimek ve tam buğday makarna Avrupa’da her markette bulunmadığı için ben her zaman bavulumda bir miktar taşıyorum.

Kendi aracımızla yaptığımız seyahatlerde blender, su ısıtıcı (kettle) da yanımda taşıdığım mutfak aletlerinden birkaçıydı 🙂

Katı gıdaya geçtikten sonra biraz rahatladık. Kızımın damak zevkini daha iyi anladığım için pişireceğim yemekler için malzemeleri yanımda taşıyor ya da gittiğimiz yerdeki yakın süpermarketlerden amaca uygun alışveriş yapabiliyordum. Tam buğday ekmeği, krep, muz (ya da mevsim meyvesi) ve yoğurt yanımızda mutlaka taşıdığımız en temel yiyecekler halini almıştı. 16. aya doğru restoranda bizim yediğimiz yemeğe ilgi duyması (Fas usulü kuskus ve tajin gibi (!)) ise bizi en mutlu eden gelişmelerden biriydi.

Son olarak evde mayaladığınız yoğurtları seyahatte yanınızda taşımak istiyorsanız buz kalıplı ya da buz kalıpsız olmak üzere çeşitli termos çantalara koyabilirsiniz.

Kendi aracımız ile seyahatlerimizde araç içi mini soğutucu ile kızımın mamalarını/ yemeklerini belli bir süre soğuk olarak saklayabiliyoruz. Isıtmak için aracımızda mutlaka sıcak su ile dolu termos bulunuyor.

10. Bebekle seyahat ederken yanıma mutlaka neler alıyorum?

FSCN9943-01-01

  • Gittiğiniz ülkede sağlık hizmetleri pahalı olabilir. (ABD bunlardan biri) Bebeğinize mutlaka seyahat süresi boyunca geçerli (kapsamlı) sağlık sigortası yaptırın.
  • Yedek kıyafet ve ayakkabı, battaniye, havlu, alt değiştirme örtüsü, bol bol bez ve ıslak mendil gibi temel ihtiyaçların yanı sıra doktorun acil durum için reçeteye yazdığı ateş düşürücü fitil, ishal ilacı, bitkisel gaz damlası, ateş ölçer mutlaka yanımda bulunuyor.
  • Termos, yedek kaşıklar, yedek mama kapları duruma göre blender, kettle, rende, minik bulaşık deterjanı ve süngeri yine çantama koyuyorum.
  • Emziren anneler için emzirme örtüsü yolculuklarda çok işinize yarayacak. (Her ne kadar bebekler örtüyü açmak için mücadele etse de :))

11. Bebekle seyahatte bebek arabası seçimi nasıl olmalı?

Kızım doğmadan önce aldığımız portbebe (Bebeklerin ilk 6 ay oturması uygun olmadığı için yatay olarak taşınmalı.) ve bebek arabası ebat olarak epey büyük olduğundan ilk uçak seyahatimiz öncesi taşınabilir gayet minik bir bebek arabası daha almak zorunda kaldık. Seyahat ederken altın kural katlanabilir hafif bir bebek arabasına sahip olmak. Tecrübeyle sabit 🙂

 

 

Herkese keyifli tatiller…

(Unuttuğum bir konu varsa yorum olarak bana bildirirseniz sevinirim.)

*Yeni yazılarımı takip etmek için facebook ya da instagram sayfamı takip edebilirsiniz, sayfalara linkten ulaşabilirsiniz.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s