Yurt dışında yaşam üzerine röportajlar serisi-7: İsveç’te yaşam

   Yurt dışında yaşam röportaj serimizde bu sefer İskandinav ülkelerinden birine gidiyoruz. Her sene yapılan anketlerde dünyanın en yaşanılası ülke sıralamasında ilk 5’de yer alan bir ülke. Evet, burası uzun geceleri ve ren geyikleriyle hatırlanan soğuğun ülkesi İsveç.

İsveç denilince aklımıza ilk olarak o mini minicik odaları tasarlayan Ikea gelse de, İsveç bundan çok daha fazlası. 2007 yılında İsveç’le yolları kesişen Gizem’in 10 senelik İsveç macerasının ardından bu ülke ile ilgili bilinmeyen yönlerini onunla konuşmak istedim.

Gizem İsveç’teki yaşamını ve günlük yaşamdaki gözlemlerini bir blog tutarak yıllar önce paylaşmaya başlamış. Onu tanımam da blogu sayesinde oldu. İtiraf ediyorum yazdığı güzel yazılar sonunda İsveç’le ilgili tüm ön yargılarım silinerek, bu ülkeye karşı ayrı bir sempati kazanmamı sağlamıştır kendisi! Kullandığı düzgün Türkçe ve yalın anlatımıyla Türkiye’deki birçok Blogger‘dan ayrı yerde tuttuğum Gizem, yüksek lisansını İsveç’te tamamlamış ve ardından çalışma hayatına geçiş yapmış bir  mekatronik ve otomasyon mühendisi.

Gizem’e bu röportaj için tekrar teşekkür etmek istiyorum. Umarım sizler de röportajımızı keyifle okursunuz.

(Röportaj serisinin ilki Çekya’da yaşam, ikincisi Almanya’da yaşam üçüncüsü Romanya’da yaşam dördüncüsü Çin’de yaşamı beşincisi Kazakistan’da yaşam ve altıncısı Dubai’de yaşamı okumak için de linklere tıklayabilirsiniz.)

Sevgili Gizem öncelikle kendinden bahseder misin?

2007 yılında Sabancı Üniversitesi’nde lisans eğitimimi tamamlayıp yüksek lisans için İsveç’in Göteborg şehrine taşındım. Okul bittikten sonra iş bulup orada yaşamaya devam ettim. 10 sene İsveç’te yaşadıktan sonra geçen yıl eşim ve o zaman iki yaşında olan oğlumla yeni bir maceraya atılmak için İngiltere’nin Cambridge şehrine taşındık. İsveç’i her zaman çok sevdim. Oradan ayrılalı bir seneyi geçmiş olmasına rağmen hala orayı evim gibi görüyorum.

Screenshot_20190219-120031-01
Gizem Akkan

Ne zaman İsveç’e taşınmaya karar verdin ve bu kararındaki en önemli etken neydi? 

2007 yılında, üniversiteyi bitirir bitirmez başladı yurt dışı hayatım. Yüksek lisans için İsveç’in Göteborg şehrine taşındım. Bu ülkeyi seçmemdeki sebep bir önceki sene orada yaptığım değişim programında İsveç’in kültürünü, günlük hayatını ve dilini çok sevmiş olmamdı.

İsveç’e ilk taşındığın zaman İngilizce günlük hayatta yeterince yer alıyor muydu? İsveççe öğrenmeden iletişim konusundaki tecrübelerin nasıldı?

İngilizce günlük hayatımın büyük bir parçasıydı İsveç’te. Herkes ileri seviye İngilizce bildiği için İsveççe bilmeden bile çok rahat yaşanabilir orada. Fakat ben yine de yaşanılan ülkenin dilini öğrenmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum, çünkü dil o kültürün bir parçası ve az da olsa o dili konuşup anlamadan günlük hayata ve toplumda olan bitene hakim olmak çok zor. Bu da bir süre sonra insanı yaşadığı toplumdan soyutlayabilir.

İsveç’e taşınma sürecinden biraz bahseder misin? Tüm o bürokratik işlemler seni zorladı mı? 

İsveç’e ögrenci olarak gittiğim için bürokrasi konusunda zorluk yaşamadım. Bir de sanırım o yıllarda vize başvuru işleri daha kolay ve hızlı ilerliyordu. Gerekli belgelerle başvurduktan birkaç gün sonra konsolosluktan öğrenci vizemi teslim almıştım. Okulun yurt odalarından biri için gitmeden kira sözleşmesi de imzaladığım için, henüz taşınmadan kalacağım yer de belliydi. Gerçi sonradan pek çok arkadaştan duyduğum ve gözlemlediğim kadarıyla o yurtlarda oda bulmak epey zormuş, benim şansıma başvurduğum an boş bir oda olması mucize gibi bir şeymiş. Taşındıktan sonraki birkaç günde de okulun oryantasyon programına katılarak Göteborg ve yaşayacağım çevre ile ilgili pratik ipuçları öğrenmiştim.

Bu konuda epey şanslıymışsın. Yurt odasında yer bulmak Almanya için de gayet zor konulardan biri bu arada. Peki ya mezun olduktan sonra, nasıl gelişti işler yani iş bulma sürecinde de şanslı mıydın?

İsveç’te yüksek lisanstan mezun olduğum zaman, tam oradaki ekonominin çalkantılı olduğu zamanlara denk geldi. Bir kaç ay yoğun olarak iş aradım. Kendi kendime bir süre tanımıştım, ve o sürenin sonuna kadar iş bulamazsam Türkiye’ye geri dönecektim. Son birkaç hafta kala iş buldum.

İsveç’te eğitim kalitesi nasıl? Bir de İsveç’te lüksek lisans düşünenler için soruyorum: Türkiye’deki üniversitelerden mezun olmak yüksek lisansa başvurmak için yeterli mi?

İsveç’te kendi alanında çok iyi üniversiteler var. Çoğu üniversitenin de araştırma ve geliştirmeye yaptıkları yatırımların çok iyi olduğunu duydum. Ayrıca İsveç’te sanayi de çok iyi olduğu için üniversiteler araştırmalarını hep endüstri ile beraber yürütüyor. Örneğin Göteborg’da mühendislik okuyanların neredeyse tamamının yolu Volvo, Ericsson, SKF gibi büyük şirketlerden geçer. Ben yüksek lisansa yalnızca diplomam ve ingilizce dil sınavı sonucumla başvurmuştum, fakat 2011 yılında AB dışından gelen öğrenciler için okul ücreti koyduklarından, şimdi o listeye bir de okul ödemeleri girdi.

Türkiye’den öğrenci olarak gelen bir kişi ne kadarlık bir bütçe ile İsveç’e gelmeli? 

Yüksek lisans eğitimi bahsettiğim gibi Avrupa Birliği ülkeleri dışından gelenler için ücretli. Ücretler konusunda kesin bir bilgim yok, fakat yüksek olduğunu duymuştum. Bunun yanında burs imkanları da mevcutmuş. Bu gibi bilgiler için İsveç Konsolosluğu’ndan ve internetten bilgi alınabilir. Ortalama kira giderini Türk Lirası’na çevirdiğimde 3000-4000 arası bir sayı çıkıyor, fakat bu gider belki bir evin odasını kiralayarak, veya ev paylaşarak biraz düşürülebilir.

Türkiye’den mezun olmuş gençlerin (yani İsveç’te yüksek lisans yapmadan) İsveç’te iş bulma şansı var mı?

Tabi var. Öncelikle iyi bir CV ve iyi düzeyde bir İngilizceye sahip olmaları gerekiyor. Şirketlerin çoğu İsveççe dil şartı koymuyorlar, ama o konuda bir çaba sarf etmek ve dili öğrenmeye çalışmak iş ararken her zaman için bir artı olarak görülüyor.

Screenshot_20190219-120334-01
Gizem ve çekirdek ailesi İsveç’te güneşli bir günün tadını çıkarırken

Biraz da İsveç’te yaşam şartları yani hayat pahalılığı üzerine konuşmak istiyorum. Hep söylenen şey kuzeyin pahalılığı. Göteborg’da bu kritere uyuyor mu?

Avrupa’nın pek çok ülkesine göre İsveç’te hayat epey pahalı. Aslında Londra, Paris, Berlin, Stockholm, Milan gibi büyük şehirlere göre Göteborg’da kiraların çok pahalı olduğunu söyleyemem, fakat dışarıda yeme içme, market alışverişi ve özellikle de kuaför, terzi gibi insan emeği gerektiren şeyler epey pahalı.

Peki ilk taşındığın zamanlarda İsveç’te sana tuhaf gelen uygulamalar oldu mu?

Uzun yıllar İsveç’te yaşamış olduğum için her şey bana şu anda çok normal geliyor, ama ilk taşındığım zamanlarda alkollü içeceklerin yalnızca devletin kontrolünde olan tekel dükkanlarda satılıyor olması, ve oraların da açılış-kapanış saatlerinin kısıtlı oluşunu epey yadırgamıştım. Hatta benim ilk yıllarımda eczaneler de tekel durumundaydı ama şu anda bu kanun değişti, özel eczaneler de açılmaya başladı.

İsveç damak tadı bizim damak tadımıza benziyor mu? Yemek konusuna alışma sürecin nasıldı? 

Bence İsveçliler benim Türkiye’de alışık olduğum tatlara göre yemekleri daha soslu yiyorlar. Salça ve acı kültürü bizdeki gibi yok ama genelde kremalı soslarla yemekleri tatlandırıyorlar. Deniz ürünlerinin hakkını veriyorlar ve dere otunu bu gibi yemeklerde çok kullanıyorlar. Noel, paskalya, midsummer gibi özel günlerdeki menüleri genelde birbirine çok benziyor.

O zaman senden bizlere hayali bir masa hazırlamanı isteyeceğim. Bir akşam yemeğinde geleneksel ve senin sevdiğin İsveç lezzetlerinden masaya neleri koyarsın?

Ben bir sofra hazırlayacak olsam sanırım şunları sunardım: Senapssill (hardal sosunda salamura edilmis ringa balığı), färskpotatis (haşlanmış taze patatesler), tereyağı, Knäckebröd (sert, kıtır ekmek), Mayonezli karides, İsveç peynirleri, salata ve tatlı olarak da Morotskaka (havuçlu kek). Sanırım bu epey klasik bir İsveç sofrası olurdu.

Lezzetli bir masa! 🙂 İşveç’e bir sonraki seyahatimde kesinlikle deneyeceğim bu saydıklarını! 

Peki, Türkiye’den alıştığın lezzetlere İsveç’te kolay ulaşabiliyor musun?

Türkiye’den ayrılalı çok uzun zaman oldu. İlk öğrencilik yıllarında özleyip aradığım tatlar oluyordu ama zamanla alıştım, ve İsveç tatlarıyla tanıştıkça sanırım onlara daha çok alıştım. Bir de hiçbir zaman yemekle arası çok iyi olan bir insan olmadığım için özellikle aradığım yemek pek olmadı.

İsveç sağlık sistemi Türkiye’ye kıyasla çok daha iyi diyebilir misin?

İsveç’te sağlık sistemi ülkedeki reform gerektiren alanlardan biri. Kısıtlı sayıda sağlık personeli ve onların günde bakabilecekleri kısıtlı sayıda hasta olduğu için öncelik her zaman daha acil durumdaki hastaların oluyor. Hastanenin acil servisleri dışında hastaların muhatabı yalnızca bağlı oldukları sağlık ocakları. Oralara da genellikle randevuyla gidiliyor, ve randevular da sabahları 7-8 arası gibi absürd zamanlarda alınıyor. Eğer sağlık ocağınızın randevusuz sistemi de varsa, gidip orada bir kaç saat sıra bekliyorsunuz. Telefonda randevu alırken de eğer konuştuğunuz hemşire sizin şikayetlerinizi yeterince önemli bulmazsa randevu da vermeyebiliyor. Acil servisler bile bence yavaş işliyor. Kolu kırılan bir arkadaşımız için 3 saat, eli derinden kesilmiş bir başka arkadaşımız için 5 saat acil serviste beklediğimizi hatırlıyorum.

Fakat buna rağmen, Türkiye’de her başı ağrıyanın da acile gitmesini, her hasta olanın antibiyotik kullanmaya çalışmasını da çok yanlış ve anlamsız buluyorum. Sanırım sağlık sistemi için İsveç ve Türkiye arasında bir denge bulmak en iyisi olurdu.

Screenshot_20190219-120341-02
Göteborg’a yakın adalardan biri Marstrand

İsveçlilerle anlaşmak kolay mı? Türklere benzer yanları olduğunu düşünüyor musun?

İsveçlilerle anlaşmak gayet kolay. Herkes konuşunca veya bir şey sorunca hep çok yardımsever, fakat bunun yanında kişisel alanlarına çok önem veren, sanırım bu sebeple de (Türkiye’den alışkın olduğumuz gibi) hemen samimi olmanın pek mümkün olmadığı insanlar. Hepsi çok düzgün İngilizce konuştuğu için dil konusunda da anlaşmak çok kolay. Türklere kesinlikle benzemiyorlar 🙂 Çok daha soğukkanlı ve sakin insanlar, duygularını Türkler kadar dışa vurarak yaşamıyorlar.

Uzun süre gece karanlığında yaşamak İskandinav insanlarını cidden depresif yapıyor mu? Hem anketlerde çok mutlu insanlar olarak çıkıyorlar hem de gazetelerde kuzeyde intihar oranı yüksek gibi haberler okuyoruz. İşin aslı nedir?

Ben on senelik deneyimimle söyleyebilirim ki, evet yapıyor. Göteborg İsveç’in neredeyse güneyinde kalmasına rağmen kış aylarında çok geç aydınlanan ve çok erken kararan (ikisi arasında da genelde kapalı olan) hava insanı bir süre sonra çok yoruyor ve enerjisini emiyor. İsveçlilerin hayat standartları ve ekonomileri çok iyi olduğu için anketlerde mutlu çıkmalarını anlayabiliyorum, ama yaz ve kış arasında insanların psikolojisindeki farklılık gözle çok rahat görülüyor. İntihar oranlarının yüksek olmasına katılmıyorum. Genelde, onların ifade ettiğine göre, her şey düzgünce raporlanıp kayıt altına alındığı için bu oranlar kayıtları düzgün tutulmayan diğer ülkelere göre daha yüksek çıkıyor.

Screenshot_20190219-120354-02
İskandinav baharı Japonya’daki sakura zamanından farksız… (Göteborg)

Kuzey ve soğuktan hazır bahsetmişken, kuzey ışıklarını İsveç’te deneyimleme şansın oldu mu?

Ne yazık ki kuzey ışıklarını hiç göremedim. Tatillerde tercihimi hep daha sıcak olan ülkelerden yana kullandığım için, ayaklarım beni bir türlü daha kuzeye götüremedi.

Türk deyince izlenimleri nasıl İsveçlilerin? Bizi iyi biliyorlar mı? 🙂

Ben şahsen hiçbir negatiflikle karşılaşmadım. Sanırım bizi Türkiye ortalamasının üzerinde esmer olarak resmediyorlar, o yüzden genelde açık tenli Türklerle tanıştıklarında hep başka bir Avrupa ülkesinden olduklarını düşünüyorlar.

İsveç’te turistik açıdan mutlaka görülmeli dediğin yerler hangileri?

İsveç’in bana göre kesinlikle en güzel bölgesi Göteborg’u da içine alan batı kıyı şeridi. Burası onlarca takımadalardan ve küçük sahil kasabalarından oluşuyor. Manzarası kesinlikle inanılmaz güzel. En güzel kasabalarından ikisi Smögen ve Lysekil. (Blogdaki yazılarıma göz atabilirsiniz: isvec/smogen/ ve isvec/lysekil/ )

Screenshot_20190219-120439-01
Göteborg’da sonbahar…

 Artık bir lokal olarak Göteborg için bizlere tavsiyelerin neler?

Şehirde yapmayı en  sevdiğim şeyler Linnegatan caddesi boyunca yürüyüp caddenin sonundaki kocaman şehir orman/parkı olan Slottsskogen’de dolaşmak (hatta hava güzelse piknik yapmak), Magasinsgatan’daki dekorasyon ve ikinci el mağazalarını gezip şehrin en güzel kahvelerinden birini yapan Da Matteo’da kahve molası vermek, ve nehrin diğer tarafına geçip (Göteborg küçük bir İstanbul gibi, şehri ikiye bölen bir nehir ve bu karaları birbirine bağlayan köprüleri var) Lindholmen’den Eriksberg’e kadar kıyı şeridinde yürüyüş yapmak. Şehirde son yıllarda çok güzel kafeler ve restoranlar açıldı, o yüzden şehri ziyaret edenlere gastronomik bir tur için de zaman ayırmalarını tavsiye ederim.

İsveç’te kutlanan ilginç festivaller var mı?

En az Paskalya ve Noel kadar önemli olan, İsveçlilerin büyük heyecanla kutladıkları Midsommar (Mid-summer) festivali var. Bu festivalde İsveçliler yazın gelişini ve en uzun günü parklarda bir araya gelip piknik yaparak, şarkılar söyleyip dans ederek kutlarlar. Heskesin piknik sepetinde daha önce bahsettiğim hayali sofraya koyduğum yiyeceklerden ve bir de mutlaka çilekli pasta bulunur.

İsveçlilerin LAGOM yaşama sanatı üzerine bir şeyler okumuştum. Çok etkilenmiştim ve hayatıma uyarlamak için cidden çaba göstermeye başlamıştım. Günlük yaşamda bu konuyla ilgili gözüne çarpanlar neler?

İsveçlilerin en sevdikleri ve en çok kullandıkları kelimelerden biridir ‘Lagom’. Türkçe’ye ‘Tam kararında, ne eksik ne fazla’ gibi çevrilebilir. Gerçekten de İsveçliler’in evlerinde ve kılık kıyafetlerinde hep bir sadelik, minimallik vardır. İsveç’te sahip olunan eşyalar, eğlenmek, üzülmek, kazanılan maaşlar, yapılan harcamalar, hiç bir şey uçlarda değildir, her şey dengede ve başkalarınınkiyle uyum içindedir. Evler, özellikle apartman daireleri de genelde Türkiye’deki evlere göre epey küçüktür, çünkü bu yeterlidir. Ben İsveç’e taşındıktan sonra Ikea’lardaki ‘35 metrekarede yaşam alanı’ konseptlerinin sebebini çok iyi anladım. İlk iki senemde 27 metrekare, sonraki 3 senede de 55 metrekare evlerde yaşadım. Oğlumuz doğduktan sonra da oturduğumuz en büyük ev 70 metrekareydi.

Screenshot_20190219-120416-01
Göteborg’da kış…

Şimdi de benim de çok merak ettiğim bir konu üzerine konuşmak istiyorum! 🙂  İsveç’te annelik nasıl? 

İsveç sanırım çocuk doğurmak ve büyütmek için imkanlar konusundaki en iyi ülkelerden biri. Öncelikle doğum öncesi kontroller, doğum, doğum sonrası hastanede kalma, sonrasında ana okulları tamamen ücretsiz. Anne ve babaya toplam 460 gün doğum izni veriliyor ve bu sürede maaşlarının yaklaşık %80’ini almaya devam ediyorlar. Genelde bu günlerin ilk yarısını anne, ikinci yarısını baba kullanıyor. Bu günlerin tamamının bir seferde kullanılması gerekmiyor, dilerlerse bir kısmını saklayıp çocuk 8 yaşına gelene kadar herhangi bir zaman kullanabiliyorlar. Örneğin iş arkadaşlarımdan bazıları ikinci çocuk iznindeyken eşleri de ayni anda ilk çocuklarından kalan günlerden kullanıp beraber bir kaç haftalık tatillere çıkıyorlardı.

Çocuklar genelde 1 yaş civarı kreşe başlıyorlar, anne veya baba da işlerine geri dönüyor. Kreş öncesinde de evde çocuk bakan anne babalar için ücretsiz oyun grupları oluyor. Zaman geçirmek ve başka anne babalarla ve çocuklarla tanışmak için haftanın birkaç günü bu oyun gruplarına gidilebiliyor. Sosyal haklar dışında, ülkenin kendisi ve insanların düşünce yapıları da çok çocuk sever ve çocuğa uygun. Şehrin her yerine, her restorana, cafeye, mağazaya bebek arabasıyla gitmek mümkün. Hem anneler hem babalar için alt değiştirme üniteleri bulmak çok kolay. Herkes çocukları hayatın bir parçası olarak görüyor (zaten öyle değil mi! Türkiye’de çocukları yabancılaştırıcı ve olumsuz örnekler okuyorum malesef) ve herkes birbirine ve çocuklara müthiş saygı duyuyor.

(İsveç’te Gebelik ve Doğum ile ilgili yazım: isvecte-gebelik-takibi) (İsveç’te Kreşle ilgili yazım: ekim-krese-basladi) (Bebeklerle kütüphane yazım: bebekler-icin-sehir-kutuphanesi)

Screenshot_20190219-120424-02
Bir başka İsveç şehri Malmö

Ülkemizdeki birçok insanın gelecek kaygısı nedeniyle merak ettiği konulardan biri de AB ülkelerinden kazanılan vatandaşlık. İsveç vatandaşı olabilmek için gerekli şartlar neler?

5 sene oturma/çalışma izniyle orada yaşamak yeterli, fakat bir kaç sene içinde bu şartlara düzenleme geleceği konuşuluyor.

Blogunda İngiltere ve İsveç’i karşılaştırdığın çok güzel bir yazın var. (Yazının linki : isvec-ve-ingiltere-karsilastirmasi) Bu yazının bir tekrarı olmaması için aynı şeyleri sormak istemiyorum. Fakat sorumu şöyle değiştirmek istiyorum: İsveç’te bulamadığın hangi özellik seni İngiltere’de yaşamak için daha mutlu kıldı?

Çok güzel bir soru 🙂 İngiltere’deki hayatın daha hareketli ve canlı olması, insanların daha sıcakkanlı olması, ve iklimin daha yumuşak olması beni kesinlikle çok daha mutlu kıldı. (Çok tuhaf ama Türkiye’den veya Güney Avrupa ülkelerinden İngiltere’ye taşınan insanlar benim yaptığım bu yorumların tam tersini yapıyorlar!)

Kapanış sorum her röportajda aynı! Türkiye’de neyi/neleri özlüyorsun?

Türkiye’de en çok ailemi ve dostlarımı özlüyorum. Yurt dışında yaşamanın zor olduğunu düşünmüyorum. Bunun daha kolay hale gelmesi için insanların yaşadıkları ülkenin dilini ve kültürünü öğrenip, oraya entegre olmaya çalışmalarının gerektiğini düşünüyorum.

***

Gizem ilk zamanlar her ne kadar kendisine anı olarak kalmasını istediği için yazmaya başladığını söylese de şu an blogunun inanılmaz takipçisi var. İsveç ve İngiltere üzerine yazılarını okumak için blogunu (gizemakkan)ve günlük hayatından kesitler sunduğu instagram hesabını ( Gizemakkan) takip edebilirsiniz.

İsveç’te yaşam ile ilgili sorularınız olursa da kendisine blogunda yer alan iletişim bilgileri üzerinden ulaşabilirsiniz.

Eğer röportajda değinmediğimiz fakat merak ettiğiniz bir konu varsa sayfanın sonundaki yorumlar bölümünde bizlerle paylaşabilirsiniz.

 

***

Bu yazıdaki fotoğraflar sevgili Gizem’e aittir.

***

Bu röportaj serisinde farklı ülkelerden farklı misafirlerim olacak. Umarım sizlere yurt dışında yaşam konusunda fikir verip, yararlı bilgiler sunabileceğiz.

Yurt dışında yaşıyor ve izlenimlerinizi buradan paylaşmak istiyorsanız, sizinle de yurt dışına taşınmak ve yurt dışında yaşam üzerine bir röportaj yapabilirim. Bana ulaşmak için iletişim bölümüne tıklayabilir ya da yeni yazılarımla ilgili bilgi almak için facebook ya da instagram sayfamı takip edebilirsiniz, sayfalara direkt linkten ulaşabilirsiniz.

Sevgiler!

Sumru

Reklamlar

2 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s